TKYD V. Uluslararası Kurumsal Yönetim Zirvesi / 17 Ocak 2012 / Hilton Otel
Kurumsal Yönetim Uygulamalarının Neresindeyiz? Hedefler ve Öncelikler
Zirvede konuşmacılar, Kurumsal Yönetim’in bir felsefe olduğunu ve bunu hayata geçirebilen şirketlerin başta ucuz finansman ve sürdürülebilirlik olmak üzere büyük faydalar sağladığını belirtmişlerdir.
Kurumsal Yönetim’in faydalarına ilişkin konuşmaların yanısıra zirvede ağırlıklı olarak tartışılan konu, SPK’nın 2011 yılsonunda Kurumsal Yönetim’e ilişkin yayınladığı Tebliğ olmuştur. Genel kanı, Tebliğ’de yapılan düzenlemelerin halka açık şirketlerin karar mekanizmalarını sekteye uğratabileceği ve bunun da olumsuz sonuçlar doğuracağıdır.
Tebliğ küçük yatırımcıyı korumak adına, halka açık şirketleri 3 gruba ayırmış ve her gruptaki şirketlere farklı düzeyde yaptırımlar getirmiştir. Piyasa değerinin ortalaması 3 milyar TL’nin ve fiili dolaşımdaki payların piyasa değerinin ortalaması 750 milyon TL’nin üzerinde olan birinci grup şirketleri etkileyen ve Zirve’de tartışılan en önemli düzenleme, Yönetim Kurulu’nda yer alması zorunlu tutulan Bağımsız Üye sayısı, nitelikleri ve yetkileriyle ilgili olandır. Buna göre Yönetim Kurulları’nda ikiden az olmamak üzere YK üye sayısının en az üçte biri oranında Bağımsız Üye olmalı, bu üyeler Gelir Vergisi Kanunu’na göre Türkiye’de yerleşmiş sayılmalı ve eğer bu üyelerin çoğu Yönetim Kurulu kararını desteklemiyorsa veto hakkı olmalıdır.
SPK Başkanı Vedat Akgiray, Bağımsız Üyeleri, şirketin kendi seçeceği, ikaz görevi olan insanlar olarak tanımladıklarını, bunun Batı’da kanunla dayatıldığını, fakat önümüzdeki süreçte sıkıntı yaşanması halinde kendilerinin her türlü desteği sağlayacaklarını ifade etmiştir. SPK olarak Tebliğ ile amaçlananın, herkesin kendi evinin önünü temizlemesi olduğunu belirtmiştir.
Ümit Boyner ve daha sonra panele katılan konuşmacılar Arzuhan Doğan Yalçındağ, Cem Kozlu, Sani Şener ve Tayfun Beyazıt ise Tebliğ’in aceleye geldiğini ve gözden geçirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Boyner, Tebliğ ile ana sermayenin yönetim hakkının orantısız ölçüde sınırlandığını ifade etmiştir. Panelistler, takvimin sıkışık olduğunu, veto konusunun keyfiliğe kaymasından endişe ettiklerini belirtmişlerdir.
İkinci panelde yer alan uluslararası katılımcılar da, Kurumsal Yönetim’in özünde esneklik bulunduğunu ifade etmişlerdir. Politik müdahalenin borsaya kote olmayı düşünen şirketlere geri adım attırabileceği belirtilmiştir. Bağımsız Üyeler için Tax Residency konusunun yurt dışında yaygın olmadığı da konuşulanlar arasındadır.